|
İnsanoğlunun hayvan sırtlarında başlayan hareket etme isteği, bugün en çok, kendi kendine hareket eden anlamına gelen “otomobil”lerle devam ediyor. Trafiği kurallarla ve kanunlarla düzenleme ihtiyacı ise tekerlekli araçların keşfiyle başlıyor Trafik, insanların, hayvanların ve taşıtların, kara, hava, deniz, demir yollarındaki hareketleri anlamına geliyor. İnsanoğlunun hareket etme irade ve aksiyonu, bundan 4000 yıl öncesine kadar hayvan sırtlarında gerçekleşiyordu. Milattan 2000 yıl önce tekerleğin keşfi, bundan 2300 sene önce üç tekerlekli aracın bulunuşu, Romalıların tekerlekli vagon dediği araçları barış ve savaşta kullanmaya başlaması ile hareketliliğin getirdiği ölüm ve yaralanmalar gündeme gelmeye başladı. Tekerlekli trafik yoğunluğunun artması nedeni ile trafik denetleme hizmetleri, ilk olarak eski Roma’da başlatıldı. Roma’da taşıt süresi ve bunların izleyecekleri yollarda düzenlemeler yapıldı.Julius Sezar, gündüzleri Roma’ya tekerlekli taşıtların girmesini yasaklamıştı. Bu, kayıtlara geçen ilk trafik düzenlenmesi olarak tarihe geçti. Leonardo da Vinci, MS 1500 yılında, İtalyan kentlerinde insan ve araç trafiğinin ayrılmasını, yayalar için daha yüksek yol şeridi (kaldırım) yapılmasını önerdi. Kendi kendine hareket eden 17. yüzyılda da birçok Avrupa ülkesinde tek yönlü yollar yapılmaya başlandı, bazı caddelere park yasağı konuldu. O devirdeki tüm araçlar hep hayvan veya insan gücü ile hareket ettiriliyordu. 1771 de bir Fransız mühendisi, ilk kez üç tekerlekli bir araç yaptı ve buna, kendi kendine hareket eden anlamına gelen “otomobil” adını verdi.
20. yüzyılın başında, 1. Dünya Savaşı ihtiyaçları da dahil, araç sayısı, tipleri ve hız sınırları hızlı gelişme gösterdiği için trafik işaretleri, hız kontrolü gibi konularda dünyada müşterek çalışmalarla, kurallar konmaya başlandı. Bu yıllar itibarıyla trafiğe kamyon ve otobüs gibi ağır vasıtalar da girmeye başlamıştı. Trafik alanındaki denetim ve uluslararası kuralların standart hale getirme çalışmaları, 2. Dünya Savaşı sonrasında 1945’lerde başladı. Amerika, karayoluna büyük önem vererek ekspres yollar, iki yönlü yol, köprü ve viyadük uygulamalarını başlatarak, güvenli kara yolu taşımacılığının öncülüğünü yaptı. 2. Dünya Savaşı sonrasında Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere de otomotiv sanayi ve karayollarına özel bir ilgi gösterdiler.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TRAFİK IŞIKLARI
Trafik ışıkları uygulaması, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller örnek alınarak başlamıştır. Demiryolları idaresi kırmızı rengi ‘dur’ sinyali olarak seçmişti. Kırmızı renk kan rengi olduğundan asırlar boyu tehlikenin, tahribatın ve ölümün simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830’lu yıllarda ‘ikaz’ ışığının rengi yeşil, ‘geç’ ışığının ise beyazdı. Bir süre sonra beyaz sinyal problem yaratmaya başladı. Beyaz renkli ‘geç’ sinyali diğer sokak lambaları ile karıştırılabiliyordu. Ama daha da kötüsü ‘dur’ işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, ‘geç’ sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu. Sonunda demiryolcular kırmızıyı ‘dur’, yeşili ‘geç’ san rengi de ‘ikaz’ sinyali olarak kullanmaya başladılar. Bilindiği gibi sarı, renk spektrumu içinde en göz alıcı renktir. Böylece makinist bir sinyalin bulunması gereken yerde beyaz ışığı görürse, bir şeylerin yanlış olduğunu anlıyor ve tedbirini alıyordu.
Karayollarına gelince… Yollarda sadece atların ve at arabalarının bulunduğu tarihlerde bile dünyanın büyük şehirlerinde trafik sorundu. İlk trafik lambası otomobillerin ortaya çıkmasından çok önce 1868’de Londra’da kullanıldı. Gazla yakılan ve bir eksen etrafında döndürülebilen kırmızı ve yeşil lambalar bir yıl sonra patlayıp, kendilerini çeviren polisi de yaralayınca bu uygulama ortadan kalktı. Ama öte yandan otomobillerin ortaya çıkması ve şehirlerde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte durum iyice kötüleşti. Çeşitli şehirlerde değişik uygulamalar yapıldı.
Demiryollarındaki uygulama örnek alındı ama demiryollarında birbirine paralel iki hat vardı. Bu sistem iki yolun kesiştiği kavşaklarda işe yaramıyordu. Sonunda günümüzdekilere benzeyen ilk elektrikli otomatik trafik lambasını, ilkokul mezunu ve ABD’deki Cleveland’da otomobil sahibi ilk siyah olan Garrett Morgan geliştirdi. 1914’de ilk denemelerine başlayan Morgan 1923’de de patentini aldı. Morgan 1963’de ölümünden az önce patentini 40 bin dolara General Electric firmasına sattı. Morgan’ın lambaları demiryollarına benzer şekilde bir ‘T’ üzerinde kırmızı ve yeşil iki lambadan ibaretti. Çok geçmeden ikaz anlamında sarı lamba da ilave edildi ve uygulama bütün dünyaya süratle yayıldı. Aradan geçen yıllara rağmen sarı renk hala ‘ikaz’ anlamındadır ama günümüz sürücüleri onu ‘geç’ sinyali olarak algılıyorlar.
TRAFİKTE İLKLER
- İlk kaza
Motorlu bir aracın yaptığı ilk kaza, 1771 yılında Paris’te, Nicolas Joseph Cugnot’un (İlk otomobil sayılabilecek buharlı araç Fardier’i Fransız ordusu için tasarlamış kişi) buharlı traktörünü Paris silah deposunun zeminindeki alçak duvarlara çarpmasıyla gerçekleşti.
- İlk trafik düzenleme kanunu
Lokomotifler ve Otoyol Kanunu (The Locomotives and Highway Act), İngiliz motorize araçları düzenlemesinin ilk parçasıdır. Bu, ayrıca 1865’in Kırmızı Bayrak Kanunu olarak da bilinir.
- Dünyanın ilk plakası
Dünyanın ilk araba plakası 1893 yılında Fransız polisi tarafından düzenlendi.
- İlk trafik cezası
1895 yılında John Henry Knight, otoyolda 3 tekerlekli motor kullanırken yakalandı ve suçlu bulundu. Muhtemelen mahkemeye çıkan ilk sürücü de oydu.
- İlk ölümcül trafik kazası
İngiltere’de 1821 de ilk buharlı posta aracı ve sonra buharlı yangın söndürme aracı yapıldı. Bu aracın sebep olduğu ölüm, karayolu motorlu trafik döneminin ilk ölümü olarak belirlendi.
HAYAT KURTARAN TRAFİK KURALLARI
- Dikkatli, hoşgörülü, trafik kurallarına saygılı bir sürücü olun
- Hız limitlerine uyun.
- Emniyet kemerinizi takın. Arka koltuk dahil tüm yolcularınızın emniyet kemerlerini takmalarını sağlayın.
- Alkollü iken araç kullanmayın.
- Araç kullanırken cep telefonu kullanmayın.
- Trafik ışıklarına, işaret ve levhalara, trafik polisinin düzenleme çalışmalarına uyun.
- Önde giden araçları güvenli ve gerekli mesafeden takip edin.
- Birden fazla şeritli yollarda trafiği tehlikeye düşürecek şekilde işaret vermeden şerit değiştirmeyin.
- Devamlı çizgilerde, virajlarda, tepe üstlerinde, dar köprü ve tünellerde ilerisi görünmeyen yerlerde önünüzdeki aracı geçmeyin.
- Kavşaklardan ve tepe üstlerine yaklaşırken virajlı yollarda ilerlerken süratinizi azaltın.
- Çocuklarınızı arka koltuğa oturtun ve emniyet kemerlerini bağlayın.
- Küçük yaştaki çocuklarınız için çocuk koltuğu kullanın.
- Lastiklerinizin havasını düzenli olarak kontrol edin.
- Far ayarlarınızı kontrol edin.
- Aracınızda mutlaka çekme halatı, takoz, zincir ve reflektör bulundurun.
- Bisiklet ve motosiklet kullanırken kaskınızı takın.
- Karşıdan karşıya geçerken geçiş kurallarına ve ışıklara riayet edin.
- Yayalar için özel olarak yapılmış alt veya üst geçit, yaya köprüsü veya yaya tüneli gibi yerlerden karşıya geçin.
- Yaya geçidi, okul geçidi ve kaldırımların daima sağını kullanın.
- Karşıdan karşıya koşmadan ancak hızlı adımlarla geçin.
- Trafik ışığı ve yetkilinin bulunmadığı yerlerde, taşıtların uzaklık ve hızını kontrol edip güvenliğinizi sağladıktan sonra en kısa doğrultudan en kısa zamanda karşıdan karşıya geçin.
RAKAMLARLA TRAFİK KAZALARI
- Trafikte her saat 30, her gün 700 kaza oluyor
- Trafikte her gün 20-25 insanımız ölüyor ve 250-300 insanımız yaralanıyor
- Son 27 yılda trafik kazalarında insan kaybımız: 140.000 kişi
- Son 27 yılda trafik kazalarında yaralılarımız:7.000.000 kişi
- Trafik kazalarında kayıplarımız 10.000 kişi/yıl
- Trafik kazalarında yaralılarımız 200.000 kişi/yıl
- Trafik kazalarında maddi kaybımız : 15.000.000.000 TL/YIL
- Trafik kazalarının yüzde 90’dan fazlası insan hatalarından kaynaklanıyor
- Türkiye’de trafik kazalarında yaşamını yitiren her 100 yayadan 26’sı çocuk.
- Çocukların, trafik kazaları sonucu hayatlarını kaybetme oranı Türkiye’de % 14,7, Almanya’da yüzde 4,9, İngiltere’de yüzde 5,86, ABD’de ise
yüzde 6,59
|